Bu gönderiyi oylayın.
[Toplam: 3 Ortalama: 4.3]

Vücut, yaşamak için enerjiye ihtiyaç duyar ve bu enerjinin büyük kısmı da glikozdan sağlanır. Glikoz seviyesinin normal değerlerin altında ya da üstünde olması ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu yüzden her iki durumun da zamanında teşhis edilmesi, gerekli tedavi sürecinin başlatılması ve  ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesi büyük önem taşır. Günümüzün gelişen sağlık teknolojisi içerisinde hastaların kendi glikoz seviyelerini takip edebilmesi mümkündür. Aynı zamanda günümüz tedavi yöntemleri glikoz seviyesinin istenilen seviyede tutulmasını mümkün kılar.

Glikoz Nedir?

Vücudun temel enerji kaynaklarından biri olarak kabul edilen doğal bir şeker türü olan glikoz, vücut için hayati bir öneme sahiptir. Üzüm şekeri ya da kan şekeri olarak da adlandırılan glikoz ağırlıklı olarak unlu gıdalardan, meyvelerden ve benzeri karbonhidratlı besin kaynaklarından alınır. Vücudun normal işleyişini sürdürebilmesi için glikoza ihtiyacı vardır, çünkü beyin hücreleri ve sinir sistemi hücreleri de dahil olmak üzere tüm hücreler enerji üretimi için glikoza ihtiyaç duyar. Vücuttaki glikoz seviyesinin yüksek ya da düşük olduğu durumlarda ortaya çok ciddi sağlık sorunları çıkabilir. Beyin kanaması, böbrek yetmezliği ya da kalp hastalıkları bu sorunlardan yalnızca bazılarıdır. Dolayısıyla glikoz ne yüksek ne de düşük olmalı, dengeli bir seviyede kalmalıdır.

Glikoz üretimi şu şekilde gerçekleşir: Besinler alındıktan sonra sindirim sistemi çalışmaya başlar. Besinler midede bulunan enzimler ve asit aracılığıyla parçalanır ve ortaya çıkan glikoz ince bağırsak tarafından emilir. Böylelikle glikoz kan dolaşımına girmiş olur. Kan dolaşımına giren glikozun hücrelere aktarılması insülin aracılığıyla olur. İnsülin üretimi ise pankreasta gerçekleşir.

Glikoz Ölçümü Nasıl Yapılır?

Glikoz değerlerini ölçmek için kanın plazma kısmı esastır ve bunun için özel olarak tasarlanmış bir test kullanılır. Bu testte hastadan alınan kanın plazma kısmında bulunan değer laboratuvar ortamında hesaplanır. Glikoz değerinin ne seviyede olduğunu anlayabilmek için uluslararası olarak kabul edilmiş standartlardan faydalanılır. Geçmiş dönemlerde laboratuvar ortamında gerçekleştirilen bu işlem, günümüzün gelişen sağlık teknolojileri sayesinde hemen hemen her hastanede hızlı ve kolay bir şekilde yapılabilir. Hatta öyle ki geliştirilmiş olan bazen basit cihazlar ile hastalar kendi evlerinde kendi glikoz değerlerini ölçebilir. Bunun için yalnızca parmaktan alınan bir damla kan yeterlidir. Yine de en doğru sonucun alınabilmesi için bu işlemin hastane ortamında gerçekleştirilmesi önerilir.

Glikoz değerinin hesaplanması konusunda kullanılan kriterlerden biri, Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından da kabul edilmiş olan HbA1c kriterleridir. Bu kriterlere göre %5,7’in altındaki durumlar normal, %5.7 ile %6.4 arasında bulunan durumlar prediyabet ya da gizli şeker, %6.5 seviyesinin üzerinde bulunan durumlar ise diyabet, yani şeker hastası olarak değerlendirilir. Tüm bunların dışında genel olarak açlık ve tokluk kan şekerleri değerleri büyük önem taşır. Buna göre;

Açlık kan şekeri seviyeleri şu şekildedir:

  • 50-70 mg/dL arası: Glikoz düşüklüğü (Hipoglisemi)
  • 100-125 mg/dL arası: Gizli şeker (Prediyabet)
  • 126 mg/dL ve üzeri: Şeker hastalığı (Diyabet)

Tokluk kan şekeri seviyeleri şu şekildedir:

  • 100-140 mg/dL arası: Normal ve sağlıklı değerler
  • 140-199 mg/dL arası: Gizli şeker (Prediyabet)
  • 199 mg/dL ve üzeri: Şeker hastalığı (Diyabet)

Tüm bunlara ek olarak, mevcut değerlerinizin mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini unutmayın!

Glikoz Yüksekliği Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hiperglisemi olarak da adlandırılan glikoz yüksekliği, glikoz seviyesinin normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Böbrek hastalıkları, hipertiroidi, pankreas kanseri, pankreatit olarak da bilinen pankreas iltihabı ve cushing hastalığı olarak bilinen kortizol yüksekliği glikoz seviyesinin yükselmesine neden olabilir.

Hiperglisemi Belirtileri

Hipergliseminin ciddi sağlık sorunlarına yol açmaması için erken teşhis önem taşır. Bu yüzden herhangi bir belirti ortaya çıktığında tedavi sürecinin başlayabilmesi için doktor kontrolü gerekir. Hipergliseminin sık karşılaşılan belirtileri şunlardır:

  • Sık sık idrara çıkma,
  • Ağızda kuruluk ya da koku,
  • Çok su tüketme isteği,
  • Bulanık görme,
  • Sürekli açlık hissetme ya da yemek yeme arzusu,
  • İştah eksikliği,
  • Sürekli uykulu ya da yorgun hissetme,
  • Cinsel organlarda mantar ve kaşıntı,
  • Nedensiz bir şekilde kilo vermeye başlamak,
  • Enfeksiyonların ve vücutta oluşan yaraların yavaş iyileşmeye başlaması,
  • Ayaklarda yanma,
  • Ciltte kuruluk ve kaşıntı,
  • Dudak çevresinde yaralar oluşması,
  • Cinsel fonksiyonda yetersizlik,
  • Dilin üzerinde beyaz bir tabaka oluşması,
  • İdrar renginin koyulaşması.

Bu belirtilerden yalnızca bir tanesi görülebileceği gibi, hiperglisemi birden fazla belirtiyi bir arada da gösterebilir. Bu yüzden herhangi bir belirti ortaya çıktığında acil olarak bir doktora başvurulması gerekir.

Hiperglisemi Nasıl Tedavi Edilir?

Hiperglisemi zamanında tedavi edilmezse çok ciddi sağlık sorunları ile karşılaşılması muhtemeldir. Bu sağlık sorunlarından bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz: Kalp krizi de dahil olmak üzere çeşitli kalp hastalıkları, inme ya da felç riski, böbrek hastalıkları, körlük ya da görme bozuklukları, sinir hastalıkları, şiddetli su kaybı, şeker koması, cilt enfeksiyonları, eklem ya da ayak problemleri. Hiperglisemide hastanın durumu ve hastalığın şiddetine göre uygulanacak tedavi yöntemleri farklılık gösterebilir.

Hiperglisemi tedavisi öncesinde öncelikle altta yatan sebeplerin tespit edilmesi ve bu hastalıkların ortadan kaldırılması için bir tedavi süreci planlanmalıdır. Hiperglisemi tedavi süreci şunları kapsayabilir:

  • Hastaların fazla kilolarından kurtulması,
  • Düzenli egzersiz ve diyetisyen kontrolünde diyet programları uygulanması,
  • İnsülin duyarlaştırıcı ya da insülin salgılatıcı antidiyabetik kullanımı.

Tüm bu cerrahi dışı tedavi yöntemlerinin sonuç vermediği durumlarda tedavi için cerrahi yöntemlere başvurulabilir.

Glikoz Düşüklüğü Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hipoglisemi ya da glikoz düşüklüğü, vücudun enerji kaynağı olan glikozun normal seviyesinden daha az olması durumudur. Hipofiz bezinin yetersiz çalışması, tiroid bezinin yetersiz çalışması, pankreas tümörü ya da karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları glikoz düşüklüğüne neden olabilir. Tüm bunların dışında diyabet ilaçlarının kontrolsüz şekilde kullanılması, aşırı egzersiz yapmak, uzun süre aç kalmak, antidepresan kullanımı, alkol tüketimi, aşırı şekerli gıda tüketimi ve aşırı kilo kaybı ya da aşırı kilo alma da glikoz düşüklüğünün nedenleri olarak gösterilebilir. Hipoglisemi belirtileri ise şu şekildedir:

Glikoz Düşüklüğü (Hipoglisemi) Belirtileri

Glikoz düşüklüğü belirtileri hastalığın şiddetine göre değişkenlik gösterir. Bu yüzden belirtileri de hastalığın şiddetine göre listelemek gerekir. Buna göre; hastalığın şiddetine göre tespit edilmiş olan belirtiler şu şekildedir:

  • Hafif Hipoglisemi: Sürekli aç hissetme, aşırı terleme, titreme, çarpıntı, vücudun soluk bir renge bürünmesi, dudakta ya da dilde karıncalanma ve huzursuzluk hissi.
  • Orta Şiddetli Hipoglisemi: Konuşmada güçlük, bulanık görme, uyuşma ya da karıncalanma, taşikardi ya da kalbin hızlı şekilde atmaya başlaması, baş ağrısı, karın ağrısı, aşırı terleme, vücutta solgunluk, sinirlilik hali.
  • Ağır Hipoglisemi: Bilinç kaybı ve konvülsiyonlar.

Glikoz düşüklüğünün ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini unutmayın! Bu yüzden en ufak bir belirtide dahi doktor kontrolünü önemseyin!

Glikoz Düşüklüğü Nasıl Tedavi Edilir?

Düşük glikoz seviyesinden şikayetçi olan hastalar anlık müdahaleler ile glikoz değerlerini normal seviyeye getirebilir. Bunun için etkisini hızlı şekilde gösterebilecek karbonhidratlar tüketmek glikoz seviyesinin normal seviyesine dönmesine yardımcı olur. Ayrıca glikoz seviyesi düşük olan hastaların doktor tavsiyesi ile bazı yaşam tarzı değişiklikleri gerçekleştirmesi ve yine doktor kontrolünde evde bakım rutinlerini öğrenmesi gerekir.

Glikoz Yüksekliği ve Glikoz Düşüklüğü Nasıl Önlenir?

Glikoz yüksekliği ya da glikoz düşüklüğü gibi durumlara hastaların anlık olarak müdahale etmesi mümkündür. Aynı zamanda bazı yaşam tarzı değişiklikleri bu hastalıkların önlenmesine yardımcı olabilir. Glikoz düşüklüğü ve yüksekliği gerçekleştiğinde yapılabilecekler ve gerçekleşmemesi için alınabilecek önlemler şu şekildedir:

Glikoz Yüksekliğini Önlemek İçin Yapılabilecekler

Glikoz yüksekliği olan hastaların glikoz seviyesini kontrol altına almak ve hastalığın ilerlemesini önlemek için, yediklerine ve içtiklerine üst düzey bir ihtimam göstermesi önemlidir. Örneğin hazır gıdalar, fast food, pirinç, beyaz ekmek, kırmızı et, şekerli ve gazlı içecekler ve sofra şekeri gibi besinler glikoz seviyelerinin daha da yükselmesine neden olabilir. Tüm bunlara ek olarak glikoz seviyesi yüksek olan hastaların elma, greyfurt ya da portakal gibi yüksek lifli besinler, kabak, soğan ve sarımsak, mantar, patlıcan domates, enginar ya da lahana gibi düşük karbonhidrat seviyesine sahip besinler tüketmesi ve bol su içmesi önerilir. Tüm bunlara ek olarak düzenli olarak egzersiz yapmak ve aynı zamanda sık sık, aynı zamanda azar azar yemek, yani doğru beslenmek gerekir.

Glikoz Düşüklüğünü Önlemek İçin Yapılabilecekler

Glikoz düşüklüğünü önlemek için yine glikoz yüksekliğinde olduğu gibi beslenme alışkanlıkları büyük önem taşır. Hazır, işlenmiş ve paketlenmiş gıdalardan kesinlikle uzak durmak gerekir. Hazır meyve suları ve gazlı içeceklerin yanı sıra kahve, çay ve sigara tüketiminin de sınırlandırılması önemlidir. Bu listeye ek olarak tüketilmemesi gereken besinler arasında süt ve süt ürünleri de gösterilebilir. Glikoz düşüklüğü yaşayan hastaların tüketmesi gereken besinler ise şu şekilde listelenebilir:

  • Tahıllı gıdalardan ya da sebze, meyve ve bakliyatlardan oluşan bir beslenme programı oluşturulmalı,
  • Avokado, ceviz ve badem tüketilmeli,
  • Beyaz et ve balık gibi gıda ürünleri eğer mümkünse ızgara ya da buğulama şekilde tüketilmeli ve tüketim oranı artırılmalı.

Elbette tüm bunlara ek olarak glikoz düşüklüğü yaşayan hastaların bol bol su tüketmesi ve düzenli olarak egzersiz yapması da büyük önem taşır. Hem glikoz yüksekliği hem de glikoz düşüklüğü erken teşhis ile tedavi edilebilir. Bu yüzden belirtileri fark ettiğiniz anda geç kalmadan mutlaka bir doktora başvurun!