Bu gönderiyi oylayın.
[Toplam: 4 Ortalama: 5]

Sağlıksız ve fast food tarzı gıdaların daha sık tüketilmesiyle birlikte obeziteli birey sayısında da artış gözüküyor. Bu nedenle her geçen gün obezite tedavi ve cerrahi yöntemlerinde de gelişme kaydediliyor.

Obezite ameliyatları arasında en fazla tercih edileni ise tüp mide ameliyatı ya da diğer adıyla sleeve gastrektomi ameliyatı oluyor.

İlk olarak 1988 yılında uygulanmaya başlayan tüp mide ameliyatı, diyet ve egzersiz uygulamaya rağmen kilo veremeyen obezite hastalarının başvurduğu bir cerrahi operasyondur.

Operasyon temel olarak midenin cerrahi işlemler uygulanarak tüp şekline getirilmesi halinde gerçekleştirilir. Sindirim sistemi organlarının yapısı mide haricinde tüp ya da boru şeklindedir.

Mide ise daha fazla besin alabilmek için kese şeklindedir. Midenin büyük bir kısmı çıkarılır ve mide yemek borusunun devamı haline gelir.

Bu operasyonda mideye dışarıdan bir cisim yerleştirilmez ancak işlem sonunda midenin şekli tüpe benzediği için ameliyatın adı da tüp mide ameliyatı olarak geçer.

tüp mide ameliyatı

Tüp Mide Ameliyatı Avantajları Nelerdir?

Obezite tedavisinde diyet, egzersiz ve ilaç kullanımı tüp mide operasyonu kadar etkili değildir.

Tüp mide ameliyatı, midenin küçülerek daha az besin almasına ve obeziteli hastaların kilo vererek sağlıklarına kavuşmasına yarar. Bu operasyonda midenin salgıladığı açlık hormonu seviyesinde de düşüş gözlenir.

Dolayısıyla operasyonu geçiren hastaların yemek yemeye karşı duydukları istek azalır ve kilo verme süreci hızlanır.

Obezite tedavisinde pek çok cerrahi operasyon uygulanır. Kişinin ihtiyacına yönelik uygulanan operasyonlar arasında tüp mide ameliyatı, pek çoğuna göre avantajlıdır.

Ameliyat sonrası gıda geçişinin normal seyrini bozmaması nedeniyle insan anatomisi ve sindirim sistemine daha uygun bir tedavi yöntemidir.

Diğer uygulamalara göre daha kısa ve kolay geçmesi de tüp mide ameliyatının avantajlarından biridir. Kısa anestezi süresi sayesinde, anesteziye bağlı komplikasyon oluşum riski düşük tutulur.

Bütün bu avantajlar nedeniyle, bütün dünyada en sık uygulanan cerrahi obezite tekniğidir.

Tüp Mide Ameliyatı Dezavantajları Nelerdir?

Her ameliyat ve cerrahi müdahalede olduğu gibi gastrektominin da kendine göre bir takım dezavantajları vardır.

Tüp mide ameliyatında midenin şekli geri dönüşü olmayan bir şekilde bozulur. Bu, gastrektominin en büyük dezavantajıdır.

Fakat mide genişleyebilen bir organdır. Bu nedenle mide tüp şekline getirilmiş olsa da, ileriki yıllarda genişleyerek zayıflama etkisini azaltabilir.

Bunun yanı sıra, yüksek kalorili şekerli içeceklere ve katı besinlere düşkün olan hastalarda zayıflama etkisi düşük olabilir.

Yüksek kalorili beslenme şekline adapte olmuş bireylerde tüp mide ameliyatı sonrasında aşırı zayıflama gözlenmeyebilir. Bu nedenle hastaların ameliyat sonrasında dengeli beslenme ve sporu alışkanlık haline getirmesi gerekir.

Tüp Mide Ameliyatı Riskleri Nelerdir?

Tüp mide ameliyatı, bir cerrahi operasyon olduğu için bütün diğer ameliyatlar gibi risklidir. Bu nedenle bu ameliyatı geçiren kişilerde nadir de olsa çeşitli komplikasyonlar görülebilir.

Ameliyat sırasında komplikasyon görülme oranı; hastanın yaşı, kilosu ve diğer hastalıklarıyla doğrudan ilişkilidir.

Bütün bunlara rağmen, gastrektomi ölüm riski en düşük olan cerrahi operasyonlardandır. Ayrıca obezitenin getirdiği hayati riskler, ameliyat riskinden çok daha fazladır.

Tüp mide ameliyatı, obezitenin neden olduğu karaciğer yağlanması, şeker, yüksek tansiyon ve böbrek hastalıkları gibi hastalıkların riskini en aza indirger.

Bunun yanı sıra, obez hastaların ameliyat olma riskleri vardır. Sadece tüp mide cerrahisi için geçerli olmayan bu riskler kalp, akciğer, böbrek yetmezliği gibi hastanın kilosuna bağlı oluşan sorunlardır.

Bütün cerrahi müdahalelerde genel risk faktörleri de vardır. Her ameliyatta, hastada kanama ve enfeksiyon oluşumu görülebilir.

Tüp mide ameliyatının genel dezavantajları şunlardır:

  • Ameliyat sonrası ileri evre reflü oluşabilir.
  • Ameliyat sırasında mide kanaması ya da karın içi kanama riski vardır.
  • Erken evre kaçak problemi oluşabilir.
  • Bulantı, kusma, karında şişlik ve mide boşalma güçlüğü oluşabilir.
  • Boru şekline getirilen mide sonraki aşamalarda genişleyebilir.
  • Midenin genişlemesiyle birlikte hastada tekrar kilo alımı gözlenebilir.

Tüp Mide Ameliyatı Olmak İçin Kaç Kilo Olmak Lazım?

Her obezite hastasına uygulanmaz. Bunun için bazı kriterler vardır ve bu kriterlerin başında vücut kitle endeksi gelir.

Hastanın kg cinsinden ağırlığının m cinsinden boyunun karesine bölünmesiyle elde edilen vücut kitle endeksi, 18-25 değerleri arasındaysa normal kabul edilir.

Çıkan değer 30’dan fazlaysa obezite göstergesidir. Fakat her obeziteli birey tüp mide ameliyatı için uygun değildir.

Gastrektomi ı, vücut kitle endeksi 35’ten fazla olan ve obeziteden kaynaklı hastalıklar yaşayan bireylere uygulanabilir.

Vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde olan hastalarda ise herhangi bir obezite kaynaklı rahatsızlık ve hastalık gözlenmese bile tüp mide ameliyatı uygulanabilir.

Tüp Mide Ameliyatı Kimlere Uygulanır?

Obezite hastası bireylerin, tüp mide ameliyatı ya da benzeri cerrahi operasyonlara başvurmadan önce dengeli beslenme ve egzersiz adımlarını denemiş olmaları önerilir.

Diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen hastalarda cerrahi müdahale uygulanabilir. Fakat gastrektomi uygulanması için bazı gereklilikler vardır.

Öncelikle hastanın 18-80 yaş arasında olması ve anesteziyi kaldırabilmesi gerekir. Anestezi uygulamasının riskli olduğu hastalar, gastrektomine uygun değildir.

Bu ameliyat, vücut kitle endeksi 35’ten fazla olan ve ek hastalığı bulunan bireyler için uygundur.

Bütün kriterlere uymasına rağmen alkol ve madde bağımlısı olan ve psikolojik bozuklukları bulunan hastalarda gastrektomi uygulanmaz.

Ayrıca yemek yemeyi kontrol edemeyen ve ameliyat sonrasında beslenme alışkanlıklarını değiştirme niyetinde olmayan hastalarda da bu ameliyatın uygulanması önerilmez.

Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Uygulanır?

Tüp mide ameliyatı, hastaya genel anestezi uygulanarak gerçekleştirilir. Genelde laparoskopik yani kapalı olarak uygulanan ameliyatta, hastanın karın içine birkaç delik açılarak giriş sağlanır.

Bazı durumlarda robot el de kullanılabilir. Karında açılan minik delikler ileriki aşamada iz bırakmaması ve görünür olmaması nedeniyle tercih edilir.

İlk önce işlem sırasında darlık ya da tıkanıklık olmaması için mide girişine bir kalibrasyon tüpü yerleştirilir. Daha sonra midenin tüp şekline gelmesi sağlanır ve yaklaşık %80’i kesilerek çıkarılır.

İşlem sonunda en başta yerleştirilen kalibrasyon tüpü çıkarılır ve farklı tekniklerle hastada kaçak olup olmadığı kontrol edilir.

Tüp mide ameliyatı sırasında mide giriş çıkışının korunması, sindirim sistemi devamlılığında sorun olmamasını sağlar.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Ölüm Riski Var Mıdır?

Tüp mide ameliyatı riski çok düşük olan ameliyatlardan biridir. Bu ameliyat sırasında ölüm riski binde birdir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Oruç Tutulur mu?

Tüp mide ameliyatından faydalanan hastalar, vücutlarının metabolik yapılarının düzelmesine kadar beslenmelerine sürekli olarak dikkat etmeleri gerekir. Özellikle ameliyatın yapılma amacı gereken hedefe ulaşmak olduğu için bunları göz önünde bulundurarak gerekli önlemler alınmalıdır. Bunun için de ilk 1 yıl mide uzun süreli açlık ve susuzluk yaşamamalıdır. Buna karşı koruma altına alınması gerekir.

Tüp mide veya gastrik bypass gibi obezite cerrahi operasyonları geçiren hastalar için de oruç tutma noktasında belli bir süre tavsiye edilmez. Özellikle 2 yıl içerisinde bu süreci yönetmek önemli olduğu için tüp mide ameliyatı sonrası oruç tutulur mu sorularına karşı bu tür açıklamalar gerçekleştirilir. Ancak 1 yılın sonunda doktorunuza danışarak ve gerekli tetkikleri de yaptırdıktan sonra orucunuza devam edebilirsiniz.

Obezite Cerrahi Sonrası İlk Yıl Oruç Tutabilir Miyim?

Obezite cerrahisini gerçekleştirdikten sonra buradaki ana hedef kullanılan tekniğe göre midenin hacmini küçültmektedir. Bir diğer amaç ise emilimini azaltmaktır. Bu nedenle de ameliyat sonrası az ama sık aralıklarla tüketimlerinizi yapıyor olmanız gerekir. Aynı zamanda bol sıvı tüketmek oldukça önemlidir.

Oruç süresi ise 17 saat gibi oldukça yüksek zaman dilimlerini bulabiliyor. Buna ek olarak sıcak havanın da etkisiyle vücutta terlemeye bağlı olarak sıvı kayıpları da yaşamanız muhtemeldir. Bu sebepleri de göz önünde bulundurduğunuz zaman vücutta yer alan sıvı ve elektrolit dengesinin zamanla bozulmaya başlamasına sebep olabilirsiniz. Beraberinde de kişilerde böbrek hastalıkları, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, tansiyon düşüklüğü, halsizlik, baş ağrısı gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Uzun süre boyunca azimle mide ameliyatı sonrasında dikkatli tüketimlerinizi yapmanız önemlidir. Ameliyatınız üzerinden 1 yıl geçmiş olsa bile sıvı alımlarınızda ve beslenme düzeninizde bozukluklar varsa oruç tutmanız yine de önerilmeyecektir. Özellikle bu süreç boyunca yeterli seviyede sıvı tüketimi yapmanız gerekir. Ortalama 50 kg olan bir kişinin 1500 ml sıvı tüketmesi şarttır.

Ameliyat sonrası ilk 1 yıl içerisinde mide hacminiz oldukça küçülür. Bu nedenle de emilim de teknik olarak azalacaktır. Emilimin azalmasından ötürü de yeterli besin alımı sağlayamazsınız. Bu dönem içerisinde sizlerin en çok dikkat etmesi gerektiği nokta ise sıvı alımıdır. Metabolik hızı yavaşlatmamak adına, sıvı elektrolit düzeyini de yeterli tutmak için gün içerisinde mutlaka yeterli sıvı tüketimi olmalıdır. Eğer yetersiz sıvı tüketimi yaparsanız halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ve baş ağrısı da kendisini gösterir. Gördüğünüz üzere gün içerisinde sürekli olarak tüketim yapmanız gereken besinler ve sıvılar var. Obezite cerrahisi sonrası ilk yıl oruç tutma konusunda hala ısrarcıysanız mutlaka doktorunuza başvurmanızı ve bu doğrultuda hareket etmenizi öneririz.

Obezite Ameliyatı Olan Hastalarda Oruç Tutmanın Sakıncaları

Obezite cerrahisinden sonra mutlaka az miktarda sık aralıklarla gıda ve sıvı tüketimleri şarttır. Hem bağışıklık sisteminiz hem de metabolizmanızın hızı için oldukça önemlidir. Eğer sizler henüz ameliyat sonrasının başında oruç tutarsanız midenizi uzun süre aç bırakmanızdan kaynaklı olarak vücut dengenizi de bozmuş olursunuz.

Düzenli aralıklarla iyileşme ve amaca ulaşma sürecinde istediğiniz sonuca ulaşana kadar sıvı tüketimlerinize ve besinlerinize dikkat etmeniz gerekir. Ne kadar çok sıvı tüketirseniz metabolizmanızın hızı da bir o kadar artarak sizleri istediğiniz kiloya kolaylıkla götürür.

Eğer ameliyat sürecinden sonra direkt oruca başlarsanız bazı sonuçlar ortaya çıkacaktır. İftarda uzun süre açlıktan ötürü yemek miktarını ve hızını kontrol etmeniz zorlaşır. Aynı zamanda iftar menüsünde yer alan yiyeceklerde çoğu zaman yüksek karbonhidrat ve kolesterol içerir. Bu sebepten ötürü de ortaya dumping sendromu denilen bir rahatsızlık çıkar. Dumping sendromu ise bulantı, kusma, terleme ve halsizlikle ortaya çıkar. Bu gibi can sıkıcı sorunlarla karşılaşmamanız adına doktorunuzla görüşmeniz oldukça önemlidir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Nasıl Oruç Tutulur?

Ramazan ayı bildiğiniz üzere ruhsal bir yenilenme zamanıdır. Hem beslenme hem de fiziksel aktivitelerin en önem kazandığı aylardan biridir. Aynı zamanda tüp mide ameliyatı sonrasında sindirim sisteminin yapısı da bir hayli değişim gösterir. Büyük porsiyonları artık kaldıramaz seviyeye gelir. Bu sebeplerden ötürü de operasyon sonrasında vücudunuz gıda alımı noktasında yeniden dengeler kurmaya başlar. Bu sebepten ötürü de operasyon geçirmiş olan hastaların belli bir zaman diliminden sonra iyileşme gösterdikleri görüldüğünde oruç tutmaları sağlıklı olacaktır. Tüp mide ameliyatı operasyonundan sonra en az 1 yıl geçmesi gerekir. Bu sırada da kesinlikle sağlıklı beslenmeyi kendiniz için bir yaşam tarzı haline getirmiş olmalısınız. Operasyon sonrasında 1 sene boyunca hedef kiloya yaklaşmışsanız eğer danışmanınızla tekrar iletişime geçebilirsiniz.

Ramazan ayında oruç tutacak olan kişiler ise iftar ve sahur olmak üzere iki öğün tüketim yapabilirler. Bu süreçte ise yediğiniz yiyeceklerin porsiyonları ve besin değerleri bir hayli önemlidir. Orucu açarken hızlı yemekten kaçınmanız gerekir. Aynı zamanda protein açısından da yüksek olan ve yağ, şeker açısından da düşük olan gıdalara bağlı kalmaya özen göstermeniz gerekecektir. Yetersiz protein alımı, yağsız olan vücut kitle endeksinin de metabolizma hızında azaltma yapar. Ayrıca beraberinde dumping sendromu, steatore adı verilen yağların bağırsaktan emilimini bozan sorunlara yol açar.

Belli bir zaman akışından sonra orucunuza devam edebilirsiniz. Ancak belirli bir diyet programını tolere etmekte her vücut için farklılık gösterecektir. Bu sebepten ötürü de tüp mide ameliyatı olmuş hastaların akşam namazından sonra yemeleri gereken öğüne su ve çorbayla başlamaları uygundur. Oldukça yavaş yemeleri gerekir. Aynı zamanda bolca yediklerinizi çiğnemelisiniz. Bu sayede aşırı yemeyi, asit reflüsünü önler ve sindiriminizi daha kolay bir hale getirirsiniz. Ramazan boyunca özellikle de obezite ameliyatı geçiren hastalar için kesinlikle yeterli seviyede sıvı alımı gereklidir.

Bireyler iftar menüsüne başlarken 1 bardak su veya başka bir sıvıyla tüketimlerini yaptıktan sonra 1 kepçe çorbasını içebilir. Ardından 30 dakika kadar sindirim sistemini dinlendirmeleri gerekir. Sonrasında ise katı ve sıvı kurallarına dikkat etmek şartıyla proteinli, kompleks karbonhidratlı, lifli olan tabaklara geçebilirler. Bu öğün sırasında protein alımının ne kadar önemli olduğunu da unutmamanız gerekir. Protein yeterli seviyede alınırsa doku oluşumunu hızlandırır ve sağlıklı olmak için vücudunuzdaki süreçleri düzenler. Aynı zamanda proteine sahip olan gıdaların tüketilmesi de sizlere ekstra bir tokluk hissi kazandırır. Ana öğün sırasında uygun pişirme tekniklerine sahip olan et, tavuk, balık, hindi gibi tüketimler yapabilirsiniz. Bunun yanında baklagillere de yer verebilirsiniz. Basit karbonhidratlardan uzak durmanız gerekir. Bunun yerine bulgur, kinoa, karabuğday tüketebilirsiniz.

İftar öğününüze başlarken genellikle zeytin de tercih edilen yiyeceklerden biridir. Ancak bu tüketimi 1-2 adetle sınırlandırmanız gerekir ve 2-3 günde bir yapmanız daha sağlıklıdır. Bunun yerine alternatif olarak ceviz de tüketebilirsiniz. Özellikle iftar sofralarının vazgeçilmezlerinden olan ve sevilerek tüketilen pideler hedef kilosuna yaklaşmış olan kişiler için tehlikelidir. Bu nedenle tüketilmemesi önerilmektedir. İçerisinde 10’dan fazla faydalı besin içeriğine sahip olan hurmayı da 2-3 günde bir tüketmeye özen gösterebilirsiniz.

Öğünlerin bitiminden sonra tatlı isteği de oluşabilir. Ancak tatlı da riskli bir yiyecek olduğu için tüketimine dikkat edilmelidir. Yemekten yaklaşık olarak 1 saat sonra daha hafif olan sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz. Ancak bu haftada 1 veya 2 defa olmak koşuluyla tüketilmelidir. Eğer tatlı isteğinizi kontrol etmek sizler için zorsa ara öğünlerinizde porsiyon kontrolü sağlanarak meyve tüketebilirsiniz. Yanında ise yağsız veya yarım yağlı süt içebilirsiniz.

Sahur, iftardan önceki en önemli öğünlerden biridir. Enerjinizi toplamanız ve bu konuda eksiklik yaşamamanız adına atlanmaması gerekir. Sahur sırasında haşlanmış yumurta, yumurta ile yapılmış olan omlet ve menemen gibi yiyecekleri tüketebilirsiniz. Aynı zamanda yağsız peynir çeşitlerine de yer vermeniz mümkündür. Gün içerisinde vücudunuzun da susuz kalacağını unutmamanız gerekir. Sahur ve iftar dışında 8 bardak su tüketimi yapmanız sıvı elektrolit dengeniz için oldukça önemlidir. İftardan sonra ise genelde kültüründe vermiş olduğu bir alışkanlık olarak çay ve kahve içilir. Bu alışkanlığın önüne geçerek su tüketmeniz daha sağlıklı olacaktır.

Bunlara ek olarak uzun süre aç ve susuz kalacağınızdan ötürü halsizlik, baş ağrısı gibi durumlar ortaya çıkabilir. Kan şekerinizi dengede tutmanız için de gün içerisinde açlık yaşanmaması adına iftar ve sahur arasında yapılan atıştırmalık seanslarınıza meyve, süt, yoğurt, kefir tüketimlerinizi ekleyebilirsiniz. Aynı zamanda kalsiyum, magnezyum, omega3 gibi önemli asitlere ve minerallere de sahip olan kuruyemişlere yer verebilirsiniz.

Oruç tutma süreciniz içerisinde nasıl beslenmeniz gerektiğine değinerek bu noktada bilinçlenmenize yardımcı olduk. Bunlara ek olarak sağlık sorunlarına da yol açabileceğinden ötürü yemekten sonra hemen uyumamalısınız. Reflüden de kaçınmak için yavaş yemek yenilmelidir. Doyma hissiniz geldikten sonra da hiçbir şey yememeye özen gösterilmelidir. Aynı zamanda doktorunuz tarafından verilen vitamin veya besin takviyesi varsa bunlar da ihmal edilmemelidir. Ayrıca sahurdan ve iftardan sonra egzersizler de yapabilirsiniz.

Örnek İftar Menüsü

Mide ameliyatı geçirmiş kişiler için bir iftar menüsü nasıl olmalıdır?

  • İlk olarak 1 su bardağı su ve 1 kepçe çorba ile başlayın.
  • Ardından 30 dakika arası ara verin.
  • 2 ızgara köfte veya 2 adet tavuk but, ızgara balık gibi proteinler tüketebilirsiniz. Eğer et yemiyorsanız 4 yemek kaşığı kadar baklagil tüketebilirsiniz.
  • 2 yemek kaşığı yoğurt, küçük bir kase salata, sebze sote veya fırınlanmış sebze yiyebilirsiniz.
  • 2 ila 3 saat sonrasında ise her gün yememek şartıyla sütlü bir tatlı tercih edebilirsiniz. İsterseniz 1 porsiyon meyve de tüketebilirsiniz.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası İç Dikişler Ne Zaman İyileşir?

Tüp mide ameliyatı genelde laparoskopik olarak uygulandığı için, hastadaki iyileşme süresi de oldukça kısadır.

Karın kasları ve zarlarının kesilmediği ameliyatlarda, karın içinde ilk gün basınç ve hafif ağrı hissetmek normaldir. İlk gün yürüyebilir hale gelen hastalarda iç dikişlerin tamamen iyileşme süresi ortalama 15 gündür.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Nasıl Beslenilmelidir?

Tüp mide ameliyatı sonrasında dengeli ve düzenli bir diyet programı uygulanmalıdır.

Düşük kalorili, yağsız ve sağlıklı gıdalarla beslenmeyen; düzenli egzersiz yapmayan hastalarda tekrar kilo alımı kaçınılmazdır. Bu nedenle ameliyat sonrası verilen diyet programına harfiyen uyulması gerekir.